Susmak,Yazamamak!

4 Duvar arasında geçen şu günlerde, insanın kendi kendine kaldığı vakitlerde akla gelen o düşünceler!

Sahi nolacak yarın?

Hayallerimizin peşinden koşmaya devam mı ediceğiz yoksa “yapamıyoruz” deyip köşeye mi çekilcez..

Her hayalin bittiği, her beklentinin sona erdiği dönemleri yaşar olduk.. İnandıklarımız,yıllarca beklediklerimiz bir bir sona ererken, neydi bizi hayata bu kadar bağlayan şey?

Zaman geçiyor, ölüme biraz daha yaklaşırken, bir nefes daha kısalırken hayatımız, vazgeçtiklerimize, kaybettiğimiz zamanlara değermiydi onlar?

Vicdan muhasebesinde gelir giderler basitti aslında. Kazandıklarımız ve kaybettiklerimiz.

Kaybettiğimiz çok şey varken kazandığımız şeyleri bilmemek? Belki de iflas ettiğimiz ruhen söyleyemiyorduk kendimize..

Sustuklarımız, yazamadıklarımız.. Ama yine de en güzel anılarımızdı belkide…

Susmak,Yazamamak! 6 ay 146 Okunma

Sonra durdu dedi ki..

Gel zaman, git zaman.. Masalların bitmesine doğru..

Masallar hep mutlu biterdi oysa ki. Anlatıldığında yastığa kafamızı koyar, hayalini kurar ve sonra o hayaller farkına varmadan uyuya kalırdık.

Sonra bir masal çıktı karşımıza. Ne, “zaman” gidip geldi, ne “uykumuz” geldi.

Birileri bu masal değil, bu kafanda uydurduğun ütopik saplantılar dedi. Sanki çok konuşanlar deli değillermiş gibi sustuğun için delisin dediler, anlattığında ya dinlemediler ya anlamadılar. “Anlat ne derdin” var diye soranlardan nefret eden insanlar olduk. Sana ne diyemediğin insanlar çıktı karşına.. Sonra yine sustuk..

Yolun yarısı sahi kaçtı? 30 muydu 35 mi? Cahit üstad için 35 ti belki ama biz çoktan yarılamıştık oysa yolu. Dünya biraz fazla hızlı dönmüştü.

Ferhatla şirin, aslı ile kerem vs vs.. Ne büyük masallardı oysa ki. “Vay be” dedirticek türdendi hep. Ama sonu hep hüzündü. Kerem yanmıştı, Mecnun kafayı sıyırmıştı. Divaneliği aşk diye anlatmışlardı hep masallarda..

Ve bizde inanmıştık. Adını koyamadığımız divaneliklerimize aşk demiştik. Tarih de böyle yazmıştı.. Yoktu formülü, oksijenin kalpte yaptığı taşikardiye “o” demiştik..

Sahi neydi bu üç harfli şey? Mutlu bitenlerin tarihte yerini alamadığı, hüznün adıydı. Gerçekten yaşayanların, gerçekten hissedenlerin masallarda kavuşabildiği bir rüyaymış belki de.

Göğün üçüncü katında, zühre yıldızında, aynaya baktığımız da gördüğümüz “O” değil, zifiri karanlıktı belki de?

Göğün 3.katına nasıl mı çıkılır?

Yak bir sigara, aç bunu , gün doğumunda, zifiri karanlıkta tek başına bak gökyüzüne..

Soğuk esen rüzgarda, elin üşürse anlıycaksın..

Sonra durdu dedi ki.. 11 ay 148 Okunma

Naber Dünya?

Sosyal medya araçları yüzünden bloglardan soğuduk ya iyice! Neyse mikro blog bölümüyle böyle az-öz şeyleri buraya atalım da kaybolmasın!

Naber Dünya? 3 sene 162 Okunma